Hasta yakınları ile psikiyatri, özellikle de klinik psikiyatri arasındaki
ilişki genelde gerilim ve karşılıklı anlaşmazlıklarla doludur. Hasta yakınları
- bizzat tanık olduk - kendilerine kaba davranıldığını, çeşitli nedenlerle
kendileriyle görüşülmediğini, kendilerinin ciddiye alınmadıklarını ve
kendilerine güvenilmediğini bildirmektedir. Hasta yakınları çoğu zaman,
kliniklerin genelde psiko patolojik semptomlara karşı mücadele verdikleri,
klinikten taburcu olan hastanın günlük yaşamına gerekli dikkat ve özeni
göstermedikleri ve kliniklerin aile yardım sistemi hakkında yeterli bilince
sahip olmadıkları inancı taşımaktadır. Yatılı tedavi, genelde çok uzun
bir hastalık süresinde çok kısa bir süreyi kapsamaktadır. Klinikte kalma
sürelerinin kısalması, yatılı tedavinin gittikçe artan ölçüde bir bunalım
müdahalesi karakterine kavuşmasına neden olmaktadır. Temel kararlar ve
gelişmeler ayakta tedavi sürecinde, ev ortamında, aile içinde veya ailelerin
katılımı ile gerçekleşmektedir.
Klinikteki iyi bir tıbbi ve psikoterapi tedavisi kuşkusuz hastalığın seyri
için önemli bir faktördür.
16 yıl içinde kızımızla edindiğimiz deneyimlerden, hasta için ailesinin sonsuz bir öneme sahip olduğunu biliyoruz. Yeni önlemler istendiğinde, yeni yollar denenmeye başlandığında veya bir bunalım elde edilenleri geri aldığında, bu daha da net bir biçimde görülmektedir. „Ailem olmadan bugüne kadar gelemezdim!", kızımızın bir cümlesidir.
Hasta yakınları en büyük yardım sisteminin sahipleridir, yani aile yardım sisteminin. Hasta için bu aile yardım sisteminin sürmesini sağlamak terapinin görevidir. Bağımsız olmaları gerektiği gerekçesiyle hastaları ailelerinden ayırmak terapi çabalarının öncelikli amacı değildir ve olmamalıdır. Maalesef özellikle yeni yetişkin hastalarla ilgili olarak bu gibi davranışlara tekrar tekrar tanık oluyoruz. Bunun sonucu olarak hasta yasal bakıcılara ve ayakta bakım servisinin çalışanlarına bağımlı hale geliyor.
Hastalığın seyri içinde hasta yakınları uzman haline gelmektedir. Hasta
yakınları yıllar ve on yıllar boyunca hastalığın seyrini çok yakından
izlemektedirler. Hasta yakınları sadece hastalığın seyrini bilmemekte,
kişisel sorunları, hastanın davranış ve tepki özelliğini, daha önceki
terapileri, bunların etkilerini ve yan etkilerini bilmektedirler ve bütün
bu konularda hastanın kendinden daha fazla bilgi verebilmektedirler. Terapistler
bu bilgilere ihtiyaç olmadığını düşünüyor veya bu bilgileri inanılmaz
buluyor ve bir kenara atıyorlarsa, affedilmez bir hata işliyorlar demektir.
Bütünsel durum hakkındaki bilgi
Hastalar genellikle hastalığın geçmişi ve kendi bütünsel durumları hakkında
yeterli bilgiyi verebilecek durumda değildirler veya durumlarını gerçekçi
olarak değerlendiremezler. Örneğin konut kaybetme tehlikesi, borçlar,
işyeri sorunları ve benzerlerine ilişkin bilgiler genellikle sadece aile
bireylerinden, dostlardan, komşulardan veya tanıdıklardan alınabilmektedir.
Buna göre terapistler bütün bu bilgileri ancak hasta yakınları ile görüşerek
elde edebilirler.
Yararlanılacak kaynak olarak hasta yakınları
Ruhsal hastalık seyri içinde, aile içinde gerginliklerin ortaya çıkacağı
tartışılmazdır. Bunun nedenleri çok çeşitlidir ve bilinmektedir. Ancak
buna rağmen, profesyonel sistemin sağladığı yardımlar başarısız olunca
veya bu yardımlar alınamayınca aileler hastalara yardım etmektedir.
Günlük yaşam dünyası ile ilişkiler
Kamuoyundaki tartışmalarda uzun süreden beri ruh hastalarının "gettolaşmasından"
söz edildiği duyulmaktadır. Ruh hastası insanlar genelde mahalle yaşamına
entegre değildir, en iyi ihtimalle psikiyatri yaşamına entegredir. Hasta
yakınları çoğu zaman günlük yaşam dünyasına uzanan tek köprüdürler. Bu
ilişki, korunması ve güçlendirilmesi gereken bir servettir. Aile istemeyen
insan pek yoktur. Ruh hastası bir insanın başka türlü olduğunu ileri sürebilme
hakkı nereden kaynaklanıyor?
Hasta yakınları neden dışlanmaktadır?
Bilimsel tartışmaların olduğu her yerde, ailenin tedavi sürecinde mümkün
olduğu kadar erken tedavi sürecine çekilmesinin zorunlu olduğu duyulmaktadır.
Bazen de bunun yapılmamasının bir mesleki hata olduğu ileri sürülmektedir.
Hasta yakınlarının tedavi sürecine dahil edilme talebinin her yerde yerine
getirilmediği bilinen bir gerçekliktir. Günlük yaşam deneyimleri göstermektedir
ki, hasta yakınlarının dışlanması hemen hemen genel bir kuraldır - her
zaman değil, ancak çoğu zaman.
