Psikozların erken teşhisi hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmadan önce size aşağıdaki iki vaka örneğini okumanızı tavsiye ederiz. Bu örneklerde erken teşhisin neden önemli olduğu açıkça görülmektedir.
Hüseyin kendi psikolojik durumu hakkında ilk kez düşündüğünde 15
yaşındaydı. Anne ve babası iki yıl önce boşanmıştı ve Hüseyin de o
zamandan beri kendisini gittikçe artan bir ölçüde annesinden, kız
kardeşlerinden ve arkadaşlarından geri çekmeye başlamıştı. Hiç motivasyonu
kalmamıştı, kendini üzgün ve bitik hissediyordu ve "hep yalnız
kalmak" istiyordu. "Sportmen bir tip" olmasına rağmen
her gün esrar içmeye başlamıştı. Okul arkadaşlarıyla pek ilişkisi
kalmamıştı, çoğu zaman yalnız kalıyordu veya kendisi gibi esrar içenlerle
birlikte oluyordu ve derslerdeki başarısı da kötüleşmişti. Başlangıçtan
beri endişeli görünen annesi ile birlikte birçok kez danışmanını ziyaret
etmişti ve bir kez de okul psikologuna gitmişti. Ancak bunlar onu
ve annesini teskin etmişlerdi: Bu gibi davranış değişiklikleri ana
babanın ayrılmasından sonra ve ergenlik çağında görülebilirdi. Annesini
daha fazla huzursuz etmemek için Hüseyin esrar içtiğini ondan gizlemişti.
16. doğum yıldönümünden kısa süre önce, üç gün arka arkaya esrar içtikten
sonra ilk kez bir ses duydu. Aynı zamanda başkalarının kendisine tuhaf
bakacağı, birilerinin onunla konuştuğunu bilecekleri duygusu başladı.
Bu safhada annesi ilk kez Hüseyin'in kendi odasında kendi kendine
konuştuğunu ve bazen de nedensiz olarak tuhaf tuhaf güldüğünü fark
etti. Bunları izleyen on iki ayda davranışları gittikçe daha dikkat
çekici ve mantıksız hale geldi. Örneğin, diğer insanların onun ne
düşündüğünü bilebileceklerini ve bu düşünceyi ondan "alabileceklerini"
düşünüyordu.
17. doğum yıldönümünden kısa süre sonra Hüseyin ilk kez "psikoz"
kavramını duydu. Annesi aile hekimleriyle görüşmüştü ve ona Hüseyin'de
bir psikozun söz konuşu olabileceğini söylemişti. Bunun üzerine Hüseyin
ve annesi İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin erken teşhis
merkezine gitmişlerdi.
Selma İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi erken teşhis merkezine başvurdu. Selma dört yıldır İngiliz Dil ve Edebiyatı tahsili yapıyor ve ilk kez kötü ruh halinin sürekli olduğunu fark etti. Yaklaşık bir yıldır tahsili ona zor gelmeye başladı, derslere nadiren giriyor, çok zor konsantre oluyor ve uzun süreden beri hiç iyi uyku uyumamış. Ruh hali değişikliklerini çok eskiden biliyor ancak şimdiki gibi uzun ve yoğununu hiç yaşamamış. Şu sıralar çok stresli, önünde önemli sınavları var ve manik-depresif rahatsızlığı olan annesinin durumu da iyi değil. Selma'nın belirttiğine göre yaklaşık altı ay önce okul arkadaşlarının onun hakkında konuştukları duygusuna kapılmış. Önce buna pek aldırmamış, ancak aynı duyguyu yabancı insanlarla da yaşamış. Bu duygu giderek öyle güçlenmiş ki, evden hemen hemen hiç çıkamaz olmuş, telefonunun fişini çekmiş ve evinin içindeki yangın ikaz cihazına kendisini gözetleyen kamera takıldığı duygusuna kapılmış. Ona bu düşünceler bütünüyle saçma geliyormuş ancak kendisini onlardan bir türlü kurtaramıyormuş. Geçenlerde yangın ikaz cihazlarını kontrol etmek zorunda kalmış ve aynı gün kendini evine kapatıp kimseye kapıyı açmamış. Bu arada hiç uyuyamayacak kadar endişeli ve korkulu hale gelmiş. Daha önceleri 17 yaşında iken benzer fakat çok uzun sürmeyen bir epizot yaşamış. O zamanlar iki yıl süren bir psikoterapi almış, ancak başka insanlardan tarafından izlenme ve tehdit edilme duygusunu dile getirmemiş.
