„Psikoz“
çok çeşitli bozuklukların üst kavramıdır. Psikoz çok çeşitli idrak durumlarında
görülür ve değişik ifadelerle anlatılır.
(Kaynak: T. Bock, StimmenReich 2007, Psychytrieverlag, Almanya)
Okul çağında küçük bir erkek çocuk, uslu ve dikkat çekmeyen bir çocuk, ablasının eteğinin altında yaşıyor. Anne ve basınını onun için fazla zamanı yok. Ablası psikotik oluyor ve bir psikiyatri kliniğine yatırılıyor. Küçük delikanlı olayları yakından izliyor, ablası için çok endişeleniyor, ama kendisi için de endişeleniyor. Kendini kurtarmak istiyor, ablası ile arasına mesafe koymaya çalışıyor, onun gibi olmak istemiyor. Okul ve ergenlik çağını sakince geçiriyor, askere gidiyor, askerlik sonrası bir çimento fabrikasında işe giriyor ve orada usta başılığa kadar yükseliyor, erken yaşta evleniyor, erken çocuk sahibi oluyor. Ancak bu düzenli yaşam fazla devam etmiyor.
Fabrikanın el değiştirmesinden sonra işin ayrılmak zorunda kalıyor. Çok uğraşmasına rağmen başka bir yerde kendine uygun bir işe giremiyor. Kızının büyümesi ve ona yabancılaşması onu daha fazla huzursuz ediyor. Kızının bu davranışlarını anlayamıyor, bunların uyuşturucudan kaynaklandığına inanıyor, ve bir gün etrafta beyaz kutucuklar görünce kızını aynı annesi gibi evden kaçmak zorunda bırakacak kadar dövüyor. Borçlanıyor, evini kaybediyor. Elinde sadece küçük bir tavşan kalıyor. Hastalandığında tavşanı ile birlikte ormana kaçıyor, mafyanın orada kendisine ulaşamayacağını düşünüyor. Kimseyle karşılaşmadan orada aylarca yaşıyor, sadece ormandaki meyvelerle besleniyor.
Cemal yaklaşık yedi yıldır sokaklarla yaşıyor, İstanbul yakınlarındaki ormanlarda bir deposu var. Onun inancı: “İnsan, kendi başına kendi türüne uygun olarak yaşayamayacak tek canlıdır” Ancak deniyor, doğaya bağlanıyor, alkolü ve sigarayı bırakıyor. Hayatta kalmak için büyük çaba sarf ediyor, askerliğini komando olarak yaptığı için orada edindiği bilgi ve becerilerden yararlanıyor. Özel ruhsal korkular onun uzun süre kapalı mekanlarda kalmasına izin vermiyor, onu birçok konuda kısıtlıyor. Çalıştığım seyyar hastaneye bazı şeyleri değiştirmek veya tedavi olmak için değil, sadece ısınmak, arada bir insanlar arasında olmak, yemek yemek ve kahve içmek için geliyor.
İki yıl önce, münzevi yaşam süren bu zararsız adam bir saldırının kurbanı oluyor. Üst tabakaların oturduğu semtten bir adam onu dövüyor ve köpeğini onun üzerine saldırtıyor. Cemal bacağından ağır yaralanıyor, ormandaki sığınağına gitmek istiyor ama başaramıyor ve yere yığılıp kalıyor. Dondurucu geceden özel durumu ve kat kat giysileri sayesinde kurtuluyor. Sabah olunca onu buluyorlar ve hastaneye getiriyorlar. Orada ilk kez uzun süre kapalı bir mekanda kalıyor ve normal bir yatakta yatıyor. Maalesef sadece birkaç gün: Yılbaşından bir gün önce yatakların yangın felaketzedeleri için boşaltılması gerekiyor. Cemal psikiyatriye geliyor - hayatında ilk kez. Orada akut hastaları yanlarına gitmeden gözlemleyebilmek için kontrol kameraları bulunuyor. Ayrıca teklifsiz bir kadın hasta ona yaklaşıyor. Kaçıyor, kendini tamamen kaybediyor. Onu seyyar hastanede de tutamadım, içinden "elektrik geçtiğini" öğrendim. Cemal bununla sadece elektronik kontrolü değil, şimdi yeni öğrendiğim gibi, hemşirenin elektro şokunu kastediyor.
Onu haftalar sonra tekrar gördüm. Şansı varmış bacağındaki yara iyileşmiş. Çok sonraları ona, onu örnek alarak bir gençlik öyküsü kahramanı yaratıp yaratamayacağımı sordum. Şaşırtıcı ölçüde çabuk razı oldu, kendi öyküsünün gençlere çok şey öğreteceğini düşünüyordu ve önyargılarla zamanında mücadele edilmesi gerektiğine inanıyordu.
Ortak çalışmadan gençlik kitabı "Cemal yaşıyor... tehlikeli" ortaya çıktı (balance – buch- und medienverlag). Raportör Gerd Kemmen „insani kaçık“, İstanbul
Geriye psikiyatrinin insan onuruna yakışır biçimde Cemal'in "türe uygun yaşam" kriterini tam olarak anlayıp anlayamayacağı sorusu kalıyor. Ayrıca tedavi için gösterilen bütün çabaların - biyolojik veya sosyal psikiyatrik açıdan - psikoz deneyimli kişilerin özgün idrakleri ile kendi yollarında gittiğini ve bu özgün idrakin yabancı idraklere karşı anlamlı stratejiler geliştirebileceğini dikkat alıp almayacağını açıklığa kavuşacaktır. Başka bir ifadeyle, yeni tedavi yöntemlerine yönelik bütün düşünceler sadece konuya yaklaşım deneyimleridir. Özgün idraki ve kişisel başarı stratejilerini tanımak ve desteklemek zorundayız, onlara sosyal ve kültürel bir hareket alanı sağlamalıyız, ve bu alanda mevcut önyargılara karşı mücadele etme olanağı bulacağız.
